Winston Smith, “Doğruluk Bakanlığı’nda çalışan biridir. Gelen notları ve bilgileri not tutmakta olan ve işinden memnun olan bir memurdur. Ama bir gün her şey değişmeye başlamıştır. Winston antika eşyalar satan bir dükkândan, bir defter ve kalem almaya başlamış, bu defteri günlüğü yapmış oluşan gariplikleri de not almaya başlamıştır. Bu günlüğünü de “Tele Ekrandan” görülmeyecek şekilde yazmaya gayret etmektedir. Esasında yaptığı bu şey bir suçtur ve artık bir fikir suçlusu olmuştur. Çünkü artık günlük tutmak ve düşünmek büyük bir suç sayılmaya başlanmıştır.
Suçlarından bir diğeri de “Büyük Birader” diye biri olmadığını, devleti yönetenlerin insanları kandırdığını düşünmeye başlamış olmasıdır. Üstelik bu düşüncelerini doğrulayacak kaynak, bilgi, delil, arayışına da girmiş, hatta kendine inanacak veya kendisi gibi düşünen başka kişiler de aramaya başlamıştır.

“Doğruluk Bakanlığı’nda çalışan “Anti-Sex” adlı örgütün üyesi Julia ve devletin önemli adamlarından olan O’Brien’in da kendisiyle aynı düşünceleri paylaşmaktadır. Julia gizlice avucuna “Seni Seviyorum” yazan bir kâğıt sıkıştırmıştır ve o da artık bir düşünce suçlusudur, çünkü birini sevmiştir. Julia ile “düşünce polisinin olmadığı gizli bir yere giderler ve Winston, Julia ile sevişerek yıllar önce ayrıldığı ama resmiyette eşi olan kadını aldatmış olur. Bu gizli buluşmalarında geçmişleri paylaşarak mutlu olmaktadırlar. O’Brien’ de bir şeyler yazdığı için o da düşünce suçlusu olmuştur.

O’Brien, Winston ve Julia’ya bir kitap ulaştıracağını bu kitabı okuduklarında merak ettikleri şeylerin cevabına ulaşacaklarını söyler.

Winston, kitabı okumak ve Julia ile daha rahat birlikte olabilmek için, günlüğünü aldığı dükkânın üst katını kiralar. Burası, Büyük Birader’in çalışanlarına verdiği dairelerden çok farklıdır. Eski tarzda döşenmiş ve odada “Tele Ekran” yoktur! “Tele Ekran”nın olmaması büyük bir avantajdır çünkü “Tele Ekran” hem alıcı, hem vericidir ve düşünce suçlularını yakalamaktadır. Julia bu dükkâna elinde gerçek çikolata, gerçek ekmek vb. ve sadece sokak kadınlarının kullandığı adi bir kaç makyaj malzemesi ile gelir. Bunlar sadece adlarını duydukları ama görmedikleri şeylerdir. Çünkü onların yaşadığı zamanda, her şey yapaydır. Üstelik kitabı okumaya ve devleti anlamaya başlarlar.

Sorun, zenginliği artırmaksızın, endüstri çarkını döndürmektir. Üretim sürdürülmeli, ama üretilenler insanlara dağıtılmamalıdır. Bunun için de sürekli savaş çıkması gerekmektedir. Savaş endüstrisi, tüketim maddeleri üretmeksizin işgücünü kullanmanın ve üretimi paylamamanın akıllıca çözümüdür.. Yeni silahlar için araştırmalar aralıksız sürdürülmekte zeki beyinler i ise oyalamak mümkün olmaktadır. Okyanusya’da, bilim artık yaşamamaktadır. Yenikonuş’ta “bilim”i karşılayacak bir sözcük yoktur. Teknik gelişmeler, insan özgürlüğünü daha da kısıtlıyorsa işe yaramış demektir.

Televizyonun yapımı ve aynı aygıtın, hem alıcı hem verici olarak kullanılmasını sağlayan teknik gelişmeler, özel hayata son verdi. Her yurttaşın ya da en azından gözetlenmesi gerekecek kadar önemli herkesin, hiç aralıksız polis denetimi ve başka iletişim yolları bulunmadığından, sürekli bir resmi propaganda bombardımanı altında tutulabilmesi sağlandı. Böylece tarihte ilk kez herkesin devletin isteklerine boyun eğmesi ve her konuda düşünsel bir birliğin oluşması sağlandı. Karşıt olayların ve kavramların birbirine bağlanması, Okyanusya toplumunun en belirgin yanıdır. Resmi ideoloji, gerek olmayan yerlerde bile çelişkilerle doludur. Böylece Parti, sosyalizm akımının savunduğu tüm İlkerleri yadsır, kötüler ve sonra bunun sosyalizm adına yapıldığını söyler. İşçi sınıfının yüzyıllardır hor görüldüğünü söylerken, kendi Parti üyelerine, işçilere giydirilen ve bu nedenle kabul edilmiş üniformaları giydirir. Aile bağlarını düzenli bir biçimde çürütürken, önderini doğrudan aile duygularına seslenen bir adla-Büyük Birader- çağırır. Gerçekte iktidar, ancak karşıtların uzlaştırılması yoluyla sonsuza dek elde tutulabilir. Eğer eşitsizlik sürdürülecekse -yani yüksek grup yerini koruyacaksa- zihinsel koşullar, denetlenmiş olmalıdır.
İktidar araç değil, bir amaçtır. Kimse devrime bekçilik etmek için diktatörlük kurnaz; devrim diktatörlüğü kurmak için yapılır. Baskı kurmanın amacı, baskı kurmaktır. İşkencenin amacı işkencedir. İktidarın amacı, iktidardır.

Fakat düşünce polisi onları bulmuş, teslim olmalarını istemektedir ve düşünce polisi içeri girer. Düşünce polisi, odayı kiraladıkları, günlüğü aldığı antikacıdır! Meğer odada “tele ekran” vardır.

Sevgi bakanlığına götürülürler. Sevgi Bakanlığı penceresi olmayan, yer altında yapılmış, korkunç bir yapıdır. Orada Winston’a çeşitli işkenceler yapılır ve devlete koşulsuz itaat etmesi sağlanır. Düşünceleri kontrol altına alınır. Ama hala duyguları kontrol altına alınamamıştır.

Sevgi Bakanlığından gönderildikten sonra, hiç izlenmeden yaşamaya başlar. Arkadaşı yoktur ama bir önemi de yoktur. Bir gün yolda Julia ile karşılaşır. Julia’da korkusuna yenik düşüp onu satmıştır. Birbirlerinden özür dileyip, dostça ayrılırlar. Ve geçen her gün, Büyük Birader’e olan bağlılıkları ile hayata devam ederler.




Yorum Gönder


Benzer Yazılar


HİSARCILAR (1950-1980) Çınaraltı dergisinde yazdıklarıyla Garip akımına karşı tepkilerini […]

ciz

Gazete, dergi, Genel Ağ, radyo ve televizyon haberciliği birbirinden […]

ciz

Eleştiriler, eleştirmenin tavır ve tutumuna izlenimsel ve nesnel; konularına […]

ciz

11. Sınıf Türk Edebiyatı 1. Dönem 2. Yazılı Soru-Cevap […]

ciz