Oğuz Atay, 1975’te kaleme aldığı bu eserinde üniversite yıllarında hocası olan Mustafa İnan’ın hayatını roman kurgusu içerisinde anlatmıştır. Türkiye’de bilimsel gelişmenin
öncüsü olmuş bilim insanlarımızın yaşam öykülerinin TÜBİTAK tarafından romanlaştırılması projesi kapsamında, ünlü matematikçimiz Cahit Arf’ın teklifiyle yazılan bu eser,
Türk edebiyatındaki en önemli biyografik romanlardan biridir. Ön sözde belirtildiği üzere eser, köşe dönme hissinin çok yoğun olduğu bir dönem ve toplumda, bilim aşkı ve
bu aşkın getirebileceği mutlulukların insanı ölümsüz kılabileceği gerçeğinin günümüz ve gelecek nesillerine anlatabilmesi amacıyla yazılmıştır.



Eser iki ana bölüm ve on dokuz alt bölümden oluşmuştur. Romanın sonunda M.İnan’ın fotoğraflarından oluşan bir albüme yer verilmiştir. Eserin birinci bölümünde
daha çok M. İnan’ın çocukluğu ve öğrenim hayatı konu edilmiştir. İkinci bölümde ise M.İnan’ın yurt dışından döndükten sonraki aile ve üniversite hayatı konu edilmiştir. Her
iki bölümde de alt başlıklar İnan’ın hayatına damga vuran olayları temsil edecek şekilde (İlk Yıllar, Herkesin Dostu, Öğrencilerin Son Yılları, Genç Öğretmenin Sevgisi, Zor Yıllar,
Yorgun Adam vb.) belirlenmiştir. Romandaki olay örgüsü M. İnan’ın yaşamı ekseninde ilerler. Eserin genelinde, M. İnan’ın başarılı ve ünlü bir bilim insanı, örnek bir insan olmasını sağlayan yetişme şartları, prensipleri ve hayat felsefesi üzerinde durulur.

Roman üniversiteye kayıt yaptırmaya çalışan taşralı bir gencin fakültenin koridorlarında şaşkın şaşkın dolaşırken kalabalık bir grubun olduğu kapıya doğru yönelmesiyle
başlar. Bu taşralı genç, orta yaşlı bir bilim insanıyla tanışır. İçeride TUBİTAK ödül töreninin yapıldığını ve Prof. Dr. Mustafa İnan’a “Bilim Hizmet Ödülü” verileceğini yanındaki
orta yaşlı adamdan öğrenen taşralı genç, Mustafa İnan’ın kim olduğunu sorar. Böylelikle Mustafa İnan’ın yaşamı orta yaşlı adam tarafından anlatılmaya başlanır. Mustafa İnan’ın
yakın bir arkadaşı olan adam olayları taşralı gence aktarırken ailesinin ve arkadaşlarının hoca hakkındaki düşüncelerini paylaşır. Romanda en dikkat çekici yön, birden fazla anlatıcı olmasıdır. Orta yaşlı profesör ve gencin konuşmaları anlatılırken yazarı, M. İnan’ın yaşamından anekdotlar aktarılırken orta yaşlı adamı anlatıcı olarak görürüz. Profesör anlatıcı, zaman zaman anlatıcılığı Mustafa İnan’ı yakından tanıyanlara bırakır.



Modernist bir eser olan romanda geri dönüş tekniği uygulanmıştır. Yazar, okuyucuyu öncelikle ölümünün üzerinden 4 yıl geçen Mustafa İnan’ın çocukluğuna götürür. Ardından kronolojik bir sıra takip ederek hocanın yaşamını etkileyen önemli olaylar aktarır. Tanınan bir sanatçının ya da ünlü bir şahsın hayat hikâyesini roman türünün imkânlarının kullanarak ele alan eserlere “biyografik roman” denir. Biyografik romanlarda hayat hikâyesi aktarılan kişilerin duyguları, düşünceleri, davranışları, alışkanlıkları, ruhsal ve fiziksel durumları, hayata bakışları ve tüm bunların zaman içindeki değişimleri ayrıntılı olarak okuyucuya aktarılmaya çalışılır. Roman kişisinin hayatıyla ilgili bilgiler, belgeler, hatıralar roman kurgusunu etkilemeyecek şekilde esere yerleştirilir. Bu tür romanlarda olaylar aktarılırken genellikle kronolojik sıra takip edilir.

Biyografik roman yazarları kişinin hayat hikâyesini aktarırken bazı anlatım tekniklerine başvururlar. Olayların sondan başlayarak geriye gitmesi, olayların bağlantı noktalarının farklılaşması, anlatım tekniklerinin değişmesi yazarların kullandığı yöntemlerdendir.



Son dönemde yazılan biyografik romanlarda ise postmodern etkilerden dolayı farklı türlerin bir arada kullanıldığı görülmektedir. Bu durum roman kurgusunu daha ilginç hâle
getirmektedir.

Hasan Ali Yücel’in “Goethe-Bir Dehanın Romanı” adlı eseri, Türk edebiyatında biyografik roman türünde yazılan ilk eserdir. 1932’de yayımlanan bu eserden sonra Mehmet
Emin Erişgil, 1951’de “Bir Fikir Adamının Romanı: Ziya Gökalp” adlı biyografik romanı kaleme almıştır. Yine Erişgil’in “İslamcı Bir Şairin Romanı: Mehmet Akif” adlı eseri türün bilinen diğer



bir örneğidir. Bu eserlerden sonra edebiyatımızda günümüze yaklaştığımızda birçok biyografik romanın yazıldığını görmekteyiz. Gazi Paşa (Attilâ İlhan), Hava
Kurşun Gibi Ağır (Hıfzı Topuz), Turgut Reis (Halikarnas Balıkçısı), Adı: Aylin (Ayşe Kulin) gibi eserler biyografik roman türünde yazılmış örneklerdir.




Yorum Gönder


Benzer Yazılar


Monografi: Ünlü bir kimsenin hayatını, kişiliğini, eserlerini, başarılarını ayrıntılarıyla […]

ciz

Dinleme Türleri Dinleme; sözlü iletileri işitme, anlamlandırma ve sözlü […]

ciz

İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı A) Sözlü Dönem B) Yazılı […]

ciz

Karagöz: Deriden yapılmış kahramanların renkli figürlerinin, ardından aydınlatılmış bir […]

ciz