|
Cumhuriyet Bayramı Çelenk Sunma Töreni :
Sayın Kaymakamım
Sayın Garnizon Komutanım
Sayın Belediye Başkanım
Değerli Protokol Üyeleri
Kıymetli Meslekdaşlarım, Sevgili Öğrenciler
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenin ..... Yıldönümü
Münasebetleriyle toplanmış bulunuyoruz.
PROGRAM AKIŞINI ARZ EDERİM
1-Çelenklerin Atatürk anıtına konulması
2-1 (Bir) dakikalık saygı duruşu,İstiklal Marşının
Okunması
3-Törenin sona ermesi
ÇELENKLERİN SUNULMASI
1-Kaymakamlık Çelengini arz ediyorum
2-Garnizon Komutanlığı Çelengini arz ediyorum
3-Belediye başkanlığı Çelengini arz ediyorum
4-Cumhuriyet Savcılığı Çelengini arz ediyorum
5-İktidar Partileri Çelengini arz ediyorum
6-İlçe Emniyet Amirliği Çelengini arz ediyorum
7-Mal Müdürlüğü çelengini arz ediyorum
8-İlçe milli Eğitim Müdürlüğü Çelengini arz ediyorum
9-Sağlık Ocağı Tabipliği Çelengini arz ediyorum
10-PTT Müdürlüğü Çelengini arz ediyorum
11-İlçe tarım Müdürlüğü Çelengini arz ediyorum
12-Orman İşletme Şefi Çelengini arz ediyorum
13-Tedaş İşletme Şefiği Çelengini arz ediyorum
14-Ziraat Bankası Müdürlüğü Çelengini arz ediyorum
15-Muhalefet Partileri Çelengini arz ediyorum
-Sizleri Ulu Önder Atatürk ve Aziz Şehitlerimiz için bir
dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.
-Dikkat İstiklal Marşı
Törenimiz burada sona ermiştir.
Cumhuriyet (Yazı)
Batı
dillerinde cumhuriyetin karşılığı, ulusun kendisini
yönetmesi anlamına gelir. Cumhuriyet rejiminde iki unsur
çok önemlidir:
a- İdare edilenler
b- İdare edenler
Bu iki unsurun sahip olası gereken özelliklerin başında
dürüstlük gelir. Cumhuriyet rejiminde her iki tarafında
dürüst ve namuslu olması gerekir. Rejimin demokrasi
paltformuna
oturtulması şarttır.
Cumhuriyet, ulusun vatan ve hukuka sevgisi ve içten
bağlılığı ile yaşatılmalıdır. Bu nedenle cumhuriyete
hayat veren damarların başında demokrasi gelir. Gerçek
cumhuriyet rejimlerinde sistemin demokrasi ile olan
ilişkisi çok önemlidir. Çünkü iç ve dış tehlikelere
karşı cumhuriyet kendisini sert ve katı bir şekilde ama
demokrasinin gerekleri içinde koruyacaktır. Bunların
dışına çıkılmaması gereklidir, aksi taktirde demokrasi
ile cumhuriyet arasında kopukluk başlar. Bundan da en
büyük zararı cumhuriyet rejimi görür. Onun için
cumhuriyet yöneticileri daima uyanık ve gözleyici
durumda olacaklardır.
Demokrasiyi benimsemiş siyasi rejimlerdeki
cumhuriyetlerde özgürlüklerin kullanılma alanları,
demokrasinin kuralları ile sınırlandırılmıştır.
Demokratik sistem ile idare edilen cumhuriyetlerde hiç
kimsenin sınırsız hak ve hukuku yoktur. Sınırsız hak ve
hukukun olduğu rejimlere de demokrasi veya cumhuriyet
denemez. Çünkü demokrasilerde ve demokratik
cumhuriyetlerde kişilerin ve dolayısıyla toplumların
özgürlükleri hukuk yolu ile güvence altına alındığı
gibi, buların sınırları da adaletin kalemi ile
çizilmiştir. Bu kısa açıklamadan sonra Atatürk'ün
cumhuriyet ve devlet anlayışına değinelim.
Atatürk, kurmuş olduğu genç Türk Devletinin yapısını 29
Ekim 1923 tarihinde cumhuriyetin temelleri üzerine
oturturken, en kısa zaman da bunun gereği olan
demokrasiye geçileceğini öngörüyordu. O da siyasi alanda
demokrasinin çok partili sistemle gerçekleşeceğinin
bilincindeydi.
Atatürk'ün zamanımızdan yaklaşık üç çeyrek asır evvel
cumhuriyet için söyledikleri, bugün hala bazı batı
ülkelerin elde etmeye çalıştıkları düşüncelerdir. O
söylediklerimi bilimsel bir temel üzerine oturtmamış
olsaydı, bu kadar zaman sonra düşünceleri hala
güncelliğini koruyabilir miydi? Atatürk sadece bilgili
bir asker, uzak görüşlü bir devlet adamı değil aynı
zamanda gerçek bir düşünürdü. Ayrıca sadece düşünce
üretmekle kalmamış, bu düşünceleri gerçekleştirerek,
üçüncü dünya ülkelerine bağımsızlığın ve kurtuluşun
yolunu da göstermiştir. Bugün bağımsızlık savaşı veren
pek çok ülkede Atatürk adı hala bir bayrak gibi
dalgalanıyorsa nedenini burada aramak doğru olur.
29 Ekim 1923 günü ilan edilen cumhuriyetin alt yapısını
Atatürk aşama aşama nasıl hazırlamıştı ?
Cumhuriyet laik bir sistem üzerine kurulacaktı. Yani
cumhuriyet idaresinde ne halifeye ne de onun
kalıntılarına yer vardı. Cumhuriyeti adaletli bir adalet
sistemi koruyacaktı. Cumhuriyetin genç kuşakları çağ
dışı kara kafalılar tarafından değil, aydın bağımsızlık
ve hürriyetin değerini bilen aydın kafalı öğretmenler
tarafından yetiştirilecektir. İmparatorluktan kalan
mantık dışı ne varsa hepsi kaldırılacak, cumhuriyetin
temelini müspet ilim oluşturacaktır. Cumhuriyetin
yalnızca kanunlar ile, devlet zoru ile ve yasaklarla
korunamayacağının bilincinde olan Atatürk, onun gerçek
değerini anlayabileceğini söyleyebilmiştir.
Geçen zaman içerisindeki olaylar bu ileri görüşlü devlet
adamının ve düşünürünün ne denli haklı olduğunu
göstermiştir. Bilgisiz ve bilinçsiz bir halk
topluluğunun ulus olma hakkına sahip olamayacağını
vurgulayan Atatürk, ulusun bilinçlendiği oranda hak ve
hukukuna sahip çıkacağını biliyordu. Bu nedenle eğitim
ve kültüre çok önem vermiştir. Onun, bir bakıma kültürü,
cumhuriyetin temellerinden biri olarak görmesindeki
neden budur.
Atatürk'e göre sadece cumhuriyete sahip olmak yeterli
değildir.
Ona layık olmak da gereklidir. Bunun içinde gereken yol
gene eğitimden geçiyordu.
Hürriyet ve bağımsızlığın kıymetini, erdemli ve
özverili, çağdaş eğitim almış olan gençler, savaş
alanlarında bu uğurda şehit düşen askerlerden çok daha
iyi bilebilirlerdi Bağımsızlık; hürriyet, cumhuriyet
bundan böyle savaşarak değil, bunları değeri bilinerek
korunacaktı. Onun için kılıçla elde edilen zaferler,
siyasi, ekonomik, kültürel zaferlerle
taçlandırılmalıydı.
Atatürk ve Cumhuriyet (Şiir)
Baş eğmişken önünde altı asır her zorluk,
Göçtü bir çınar gibi koca imparatorluk!..
Çatırdattı bu göçüş göklerini vatanın,
Duyunca silkindi Türk narasını "Ata"nın!...
Haykırdı kadın, erkek: "İhtilâl var, ihtilâl"!
Çiğnenemez yerlerde mübarek, şanlı hilâl...
Alev alev bayrağım kızıllıklarda yandı,
Bütün millet "Kemal"in etrafında toplandı!..
Dönünce yurt ananın gözleri bir pınara
Can verdi ulu tanrım bu devrilen çınara!..
Saldı o yeniden kök, filiz, gövde, dal budak:
Irkının şahlanışı ısırttı "Garb"a dudak!..
Çekince Mehmetçik'ler kılıçları kınından,
Göl göl oldu her taraf korkak düşman kanından!
Birleşti siperlerde gazilerle, şehitler,
Yeni bir düzen verdi dünyaya koç yiğitler!..
Dile gelince otuz asırlık şanlı mazi,
Türk'ün kara bahtını ağarttı "Büyük Gazi"!..
Son verip bu cenkte biz binbir kötü niyete,
Kavuştuk sevgilimiz: İstiklâl, hürriyetle!..
Değildir zindan artık bize Anadolu'muz,
Cumhuriyet nuruyla aydınlandı yolumuz!..
Onun kutsal sevgisi taşıyor içimizden,
Gökler dolusu selâm, ölmez "Ata"ya bizden!..
Cemal Oğuz ÖCAL
29 Ekim (Şiir)
Cumhuriyet Bayramı
Geldi bize ne mutlu!
Bayraklarla donattık,
Güzel okulumuzu.
Sokaklarda, evlerde,
Al bayrak dalgalanır.
Onun o al rengini,
Bütün bir dünya tanır.
Yirmi dokuz ekimi
Karşılarız neşeyle,
Çünkü bu günde erdik
Büyük Cumhuriyete.
Yürüyün arkadaşlar,
Hep ileri koşalım.
Bugün bayramımız var.
Gelin bayramlaşalım.
Ali PÜSKÜLLÜOĞLU
Bugün (Şiir)
Durmadan dalgalan şanlı bayrağım,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.
Ufuklar gül açsın, gülsün toprağım,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.
Ağaçlar bezensin, dallar süslensin.
Bahçeler donansın, güller süslensin.
Ata'nın açtığı yollar süslensin.
Yurdumun en büyük bayramı bugün.
Yurt için savaşmak bir şanlı düğün,
Yaşamak duygusu her şeyden üstün,
İstiklal sevdası ufkumuzda gün,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.
Tarihe sığmayan şanlar Türk'ündür.
Ölümden korkmayan canlar Türk'ündür.
Bayrağa renk veren kanlar Türk'ündür,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.
Ata'mız her zaman kalbimizde hız,
Ülkümüz uğrunda ölmek ahtımız,
Şölenler kurulsun, şenlensin kanımız
Yurdumun en büyük bayramı bugün.
Kanım toprağa katanımız var,
Bayrağın altında yatanımız var,
Destanlar kaynağı vatanımız var,
Yurdumun en büyük bayramı bugün.
Uluğ TURANLIOGLU
|