Bir ağacın yemiş verme şartlarını incelerken
nasıl onun toprağını da göz önünde bulundurmak lazımsa, edebi
mahsullerin nasıl meydana geldiğini anlamak için de o devrin
tarihini bilmek icap eder.
O halde Türk edebiyatı tarihi demek, Türklerin en eski çağlardan
günümüze kadar meydana getirdikleri duygu ve düşünce
mahsullerinin asır asır, o asrın tarihi içinde incelenmesi
demektir.
Tabiîdir ki edebiyat tarihini iyi anlamak için bütün medeniyet
unsurlarını ( dil, din, sanat, folklor, adet, örf, gelenek,
tarih, ahlak, hukuk vb.) da bilmek şarttır. Böyle olmazsa edebi
eserlerin doğuşundaki sebep ve neticeler iyi anlaşılamaz. Zira
edebiyat, sadece varlığı ile, bir milleti diğer milletlerden
farklı kılan ve ona kendine has bir kimlik kazandıran maddi ve
manevi değerler bütünü olan kültürün en önemli elçidisir.
Kısacası edebiyat, gerçekte, sosyal olayların bir yansıması
değil, bütün bir tarihin ruhu, özü ve özetidir. Bir başka
değişle milli bir biyografidir.
Türk tarihi üç büyük çağa ayrılır:
1- Uzak doğu medeniyeti çerçevesinde (İslâmiyetten önceki) Türk
tarihi;
Birinci devir Türklerin İslâmiyeti kabulüne kadar yani onuncu
milâdi asra kadar sürer.
2- Yakın doğu medeniyeti çerçevesinde (İslâmi devirde) Türk
tarihi;
İkinci devir onuncu asırdan Tanzimata kadar yani 1839'dan
sonraki zamandır.
3- Batı medeniyeti çerçevesinde Türk tarihi;
Ücüncü devir 1839 Tanzimat Fermanı'ndan günümüze kadar.