Guy Montag adındaki itfaiyeci işini seven biridir. Yanmayan evlerin icadından sonra itfaiyecilere yeni bir görev verilmiştir, yani kitapları yakmak görevi. Montag yirmi yaşından beri on yıldır kitap yakıyor. Öyle eski ve işe yaramayan kitapları değil, tüm kitapları. Çünkü kitaplar insanların düşünmelerine, eleştirmelerine ve sorgulamalarına neden oluyor.

Montag, yıllarca gecenin bir yarısında yola çıkışını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamadan işine devam eder. Çünkü kitapları yakmakla toplumun mutlu olmasını sağladığını düşünüyor ve bundan da zevk alır. Çünkü şiirler acıdır, romanlar insanı düşünmeye zorlar. Oysa düşünmeyen eğlenen insanlar mutludur.

17 yaşındaki Clarisse adlı genç kızla karşılaşana dek yaptığının aslında nasıl bir yıkım olduğunun farkında değil. Bir gece yarısı itfaiye merkezinden çıkıp, evine giderken bu kıza rastlar. Kızın aslında kendilerinin komşusu olduğunu anlar. Yolda sohbet ederler. Kız, yavaş yavaş onu düşünmeye sevk eder. Yaktığın kitapları hiç okuduğun oldu mu? diye sorar. Montag, bunun yasaya aykırı olduğu söyler ve yaptığı işin nasıl da farkında olmadığını şu sözlerle anlatır: “İyi bir iş. Pazartesi günleri Milly, Çarşamba Whitman, Cuma Faulkner, yak kül olsun, sonra küllerini yak. Bu bizim resmi sloganımız”(s.29)



Daha sonraki günlerde kız, Monatg!ı iyice düşünmeye ve sorgulamaya alıştırmıştır. Bu aşamadan sonra Montag’ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir. İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Sorguladıkça hatasını anlar, anladıkça ise değiştirmek için çaba sarf eder.

Artık kitapları yakmak istememektedir. En son yakmak için gittiği evden kurtardığı kitapları gizlice evine getirir. Karısı kitabı bulurlar. Montag, karısı Mildred ile kitaplara bağ kurmak ister ama Montag bu yolda yalnız olduğunu, eşinin tek mutluluğunun televizyon olduğunu fark eder.

Sadece eşi değil, herkesin evinde duvarların tamamını kaplayan televizyonlar yer alır. Bu televizyonlar aracılığıyla, insanları aptallaştırıp uyuşturmak için tek kanallı ve sürekli bir takım öğütler veren yayınlar yapılıyordur. Televizyon yayını başladığı anda hipnotize olmuş gibi herkes yayında yer alan bilgileri tekrarlamaya başlar. Bu şekilde son derece itaatkâr bir toplum modeli ortaya çıkar.

Montag, karısının kitaplara zarar vermemesi ve kendisine yardımcı olması için adeta yalvarır:” Dinle, bana bir saniye izin ver, olur mu? Bir şey yapamayız, bunları yakamayız. Bakmak istiyorum, en az bir kere bakmak istiyorum” 105 “Sana yalvarıyorum. Bir yerlerden başlamalıyız, niçin bir kargaşa içinde olduğumuzu ortaya çıkarmalıyız…. Bir uçuruma doğru sürükleniyoruz… Eğer burada bir şey varsa, bu kargaşanın içinde sadece küçük bir şey varsa, belki onu başka birine aktarabiliriz.”106



Monatg, aynı şeyi evinde toplanan komşu kadınları için de yapar. Onlara kitabın zararlı olmadığını göstermek için, bir şiir okurlar. Karısı ve diğer kadınlar bu şiirden çok rahatsız olup ve Montag’ı itfaiye şefine şikâyet ederler. Şef gelir ve Montag’ın evini yakar. Bu yakma esnasında Montag, bir fırsatını bulup, ateş püskürten hortumu itfaiye şefine tutar ve onu öldürür. Böylece kendisini ve kitaplarını kurtarıp oradan kaçmayı başarır.

Bundan sonra onu uzun ve sıkıntılı bir yolculuk bekler. İlk önce, eskiden tanıştığı Profesör Faber’in yanına gider. Ona çaldığı bir İncili verir ve kendisine anlamını öğretmesini söyler. “Beni eğitmen için sana ihtiyacım var” der. 134 Faber, onu kitaplar konusunda, toplumun geldiği nokta konusunda aydınlatır.

Daha sonra tekrar yola koyulur. Zor şartlarda kaçmaya çalışır, çünkü onu takip edip öldürmek için tüm şehir ayaktadır. Kendisi gibi kaçıp saklanan bir gruba rast gelir. Bu grup, kitapların kaybolmasının önüne geçmek için, önemli kitapları tek tek ezberlemişlerdir. İçlerinden birisi şöyle der: “Biz de kitap yaktık. Kitapları okuruz, sonra bulunmalarından korkarak yakarız. Mikrofilme çekme işe yaramıyor… En iyisi onları, kimsenin şüphelenip bulamayacağı yaşlı kafalara saklamak. Hepimiz tarih, edebiyat, uluslararası hukuk, Byron, Tom Paine, Machiavelli veya İsa2nın bölümleri ve parçalarıyız.”220



Amaçları, “ihtiyaç duyulan bilgiyi, dokunulmamış ve temiz olarak” saklamaktır. Bunun için saklanmaktadırlar. Eski yollardan gidiyorlar, geceleri tepelerde yatıyorlar. Çünkü eğer onlar yok olurlarsa bilgi de yok olacaktır. “bilgi de ölmüş olacak, belki de sonsuza kadar” 221

Bunlar kendilerine örgüt olarak adlandırıyorlar. Örgütün esnek bir yapısı olduğunu söylüyorlar. Yakalanmamak için yüzlerine ve parmaklarına plastik ameliyat yaptırmışlar. “Biz yabanda ağlayan tuhaf bir azınlığız” 221

Bu grup savaşın bitmesini beklemektedir.

Montag tek başına yürüyüşüne devam eder….





Yorum Gönder


Benzer Yazılar


Cümle Çeşitleri Cümleler; yükleminin türüne ve yerine, anlamlarına, oluşturulma […]

ciz

CÜMLE DIŞI UNSUR Cümlenin kuruluşundaki ögelere dâhil olmayan; sadece […]

ciz

2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı iş günü takvimi…

ciz

“Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin!” Köy […]

ciz