Evliya Çelebi, gördüğü bir rüya üzerine gezmeye başlamış ve elli bir yıl süren seyahati sonunda “Seyahatname” adını taşıyan on ciltlik eserini yazmıştır. Eserde İstanbul, Kafkasya, Girit, Azerbaycan, Gürcistan, Şam, Suriye, Filistin, Irak, Transilvanya, Bosna, Dalmaçya, Sofya, Avusturya, Almanya gibi birçok yerden bahsetmiştir. Büyük seyahatname esas bakımından coğrafya bilgisi vermekle beraber tarih, etnografya, folklor, binalar, yollar, kültür ve dil bakımından çok önemlidir. Evliya Çelebi, gezip dolaştığı yerlerde öncelikle o yerin yöneticilerinden bilgiler almış, bölgenin kayıtlarını ve sicillerini incelemiş, subaşı ve diğer ileri gelenlerden istifade etmiş, halkla görüşmüş, bütün bunlara ilave olarak da kendisi bizzat gezip görerek, ölçüp biçerek edindiği bilgileri tek tek yazmıştır. Edindiği bu bilgileri yanında saklamış ve son durağı olan Mısır’da bir araya getirip sistemli bir şekilde ve gezi sırasına göre yazmıştır.



Gezi yazılarının tarihi çok eskidir. Gezip gören ve bunları anlatan kişiye “seyyah”, bu
kişilerin yazdıkları metinlere de “seyahatname” denir. Seyahatnameler, yazarların sadece
gezip görmek ihtiyacından doğmamıştır. Çeşitli savaşlar, hac ziyareti, görevle başka ülkelere gönderilen memurların yolculukları sebebiyle seyahatnameler yazılmıştır. Bugünkü tanımına ve niteliğine tam uymasa da çok eski çağlarda gezi türünden sayılabilecek
örneklerin bulunduğu bilinmektedir. Eski Yunanistan’dan başlayarak günümüze kadar
çeşitli ülkelerden birçok gezgin, elçi, şair ve yazar gezip gördükleri yerleri anlatan eserler
meydana getirmişlerdir.
Dünya edebiyatının en önemli seyahatnameleri arasında 13. yüzyılda yayımlanmış
Marco Polo’nun Uzak Doğu izlenimlerini içeren Seyahatname’si ve 14. yüzyılda yaşamış
Arap gezgin İbni Batuta’nın İslam dünyası gezilerini konu edinen Seyahatname’si yer alır.
Türkçe yazılan ilk gezi kitabı, tanınmış denizcilerimizden Seydi Ali Reis’in (1498-
1562) “Mir’âtü’l-Memâlik (memleket aynası)” adlı eseridir.
Türk edebiyatında Batılı anlamda gezi yazısı örnekleri Tanzimat Dönemi’nde yazarların Avrupa’ya gitmesiyle verilmeye başlanmıştır. Avrupa’ya giden sanatçılar gördükleri
şehirlerle ilgili yazılar yazmışlardır. Özellikle Namık Kemal ve Ziya Paşa bunların başında
gelir.
Türk edebiyatında yazılan önemli gezi yazıları şunlardır:
Avrupa’da Bir Cevelan – Ahmet Mithat Efendi (Batı tekniğine uygun ilk gezi örneği)
Hac Yolunda, Avrupa Mektupları – Cenap Şahabettin
Frankfurt Seyahatnamesi – Ahmet Haşim
Anadolu Notları – Reşat Nuri Güntekin


Gezi yazıları, bir şehrin, bir beldenin, tarihî bir eserin o andaki durumunu anlattığı
için tarihî belge niteliği taşır. Gezi yazılarında ayrıntılı tasvirlere yer verilir. Gezip görülen
yerlerde gözlem yaparak bu gözlemi okuyucunun zihninde canlandırma amaçlanır. Bu
ayrıntılı tasvirler bir bakıma o yerin bir fotoğrafının çekilmesi gibidir.
Gözlem, tespit ve değerlendirmeler edebî bir dille aktarılırken diyaloglardan, rivayetlerden, hikâyelerden, efsanelerden, anılardan, anekdotlardan, atasözlerinden ve deyimlerden faydalanılması bu türün en önemli özelliklerindendir. Gezi eserinde tasvir, diyaloglar ve soru cevap yoluyla anlatım önemlidir. Bazı yazarlar, olay ve olguları olduğu gibi aktarırken bazıları günlük, mektup, röportaj gibi türlere ait tekniklerle yazma yöntemini
tercih edebilirler. Gezi yazıları dış dünyayı yazarın gözüyle görmemizi sağlar, bu sebeple
gezi yazısı yazarken ilgiyi canlı tutmak, okuyucuda okuduğu yerleri görme isteği uyandırmak çok önemlidir. Yazar gezdiği yerlerin ilginç özelliklerini hemen fark edecek kıvrak
bir zekâya ve kültür birikimine sahip olmalıdır. Gezi yazıları da anı yazıları da açık, sade,
anlaşılır, içten bir dille yazılır. Her iki türde de açıklayıcı, betimleyici, öyküleyici anlatım
biçimleri kullanılır. Her iki tür de tarih, coğrafya, sosyoloji gibi bilim dallarına kaynaklık
edebilir. İki tür de kurmaca metin değildir, belli gerçekçilikleri vardır. Ancak gezi yazılarını, anı yazıları ile karıştırmamak gerekir. Gezi yazılarında mekân, çevre, yer ön planda
olup gezilen yer dikkat çekici yönleriyle anlatılırken anı yazılarında çevreye ait bilgiler
gezi yazısı kadar ayrıntılı değildir. Gezi yazılarında odaklanılan ana nokta mekân iken anı
yazılarında odak noktası olaylar ve olay ile bağlantısı olan kişilerdir. Gezi yazısında gezilip
görülen yerlerle ilgili edinilen gözlemler, bilgiler yansıtılırken yazar hep ikinci plandadır.
Eski Dünya Seyahatnamesi; İlber Ortaylı’nın, Isfahan, Venedik, Kudüs, Kırım, Tokyo, Yemen, Barcelona, Bosna, Girit, Hindistan, Berlin, Japonya, Kafkasya, Türkiye gibi
şehirleri ve ülkeleri, kendi anlatım tarzıyla kaleme aldığı eseridir.




Yorum Gönder


Benzer Yazılar


9. SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 2018-2019 EĞİTİM VE […]

ciz

10.Sınıf Dil ve Anlatım Dersi 1.Dönem 1. Yazılı Soruları […]

ciz

Kaşgarlı Mahmut, geniş bir araştırma sonucunda meydana getirdiği eserine […]

ciz

Fabl; kahramanları çoğunlukla hayvanlardan seçilen, ders verme amacı güden, […]

ciz