Halk hikâyeleri; gerçek ya da gerçeğe yakın olayların anlatıldığı uzun soluklu edebî
türdür. Âşıklar tarafından nazım-nesir karışık bir ifade ile anlatılarak nesilden nesile aktarılan anonim ürünlerdir.
Halk hikâyeleri, edebiyatımızda 16. yüzyıldan itibaren görülür. Aşk, sevgi, kahramanlık, dinî konular etrafında sözlü olarak gelişen anonim hikâyelerin çoğunluğu türkülüdür.
Zamanla efsane, menkıbe, masal, destan gibi halk edebiyatı mahsulleriyle de beslenerek
gelişmiştir. Halk hikâyeleri, İslamiyet öncesi Türk edebiyatındaki destanın, divan edebiyatındaki mesnevinin, günümüzde ise roman ve hikâyenin karşılığıdır. Halk hikâyelerini
aşk ve kahramanlık konusunu işleyenler olarak ayırabiliriz.



Aşk hikâyeleri: Toplum hafızasında uzun süre yaşayan aşkların hikâyeleştirildiği,
sevgi temalı halk hikâyeleridir. Bu hikâyelere Âşık Garip, Kerem ile Aslı, Arzu ile Kamber,
Tahir ile Zühre, Ercişli Emrah ile Selvihan vb. örnek verilebilir.
Kahramanlık hikâyeleri: Tarihe mal olmuş kahramanları veya dinî açıdan önemli
kabul edilen erdemli kişileri konu edinen halk hikâyeleridir. Bu hikâyelere Danişment
Gazi ile ilgili hikâyeler, Hayber Kalesi, Van Kalesi gibi Hz. Ali ile ilgili hikâyeler örnek
verilebilir.
Kerem ile Aslı hikâyesi 16. yy.da ortaya çıktığı tahmin edilen halk hikâyesidir. Azerbeycan, Ermenistan ve Anadolu’da söylenmiş birkaç farklı hikâye şeklinde karşımıza çıkar. Tüm halk hikâyelerinde olduğu gibi nazım, nesir karışık olarak verilmiştir. Hikâyede
âşıklık geleneği olan pir dolusu bade içme motifi vardır. Bade içen kahraman iyi bir şair
olur ve sevdasından asla vazgeçmez. Hikâyede padişahın hanımının rüyasında gördüğü
bahçıvan, Hızır’ı temsil eder ve Kerem ne zaman darda kalsa ona yardım eder. Ayrıca
hikâyede âşıklık geleneği olan mahlas (takma isim) kullanma da vardır. Mahlası aldıktan
sonra gerçek hikâye başlar ve yeri geldiğinde hem başkahramanlar Kerem ile Aslı hem de
diğer canlılar (ceylan, dağ, nehir…) birbirleriyle saz eşliğinde atışırlar.


Türk halk hikâyeleri genel olarak beş bölümden oluşur.
1. Fasıl: Âşık bu bölümde dinleyiciyi hazırlamak, ustalığını göstermek ya da dinleyenlerin isteklerine cevap vermek için bir divani söyler. Ardından cinaslı bir türkü, ardından da olağanüstü bir konunun yer aldığı bir tekerleme söyler.
2. Döşeme: Manzum veya mensur cümlelerden oluşan kalıplaşmış bir giriştir. Hikâyenin geçtiği yer ve zaman, hikâyenin kahramanları ve bunların aileleri tanıtılır.
3. Hikâyenin asıl konusu: Aşk hikâyelerinde âşığın sevgilisine kavuşmak için çektiği
sıkıntılar; dinî-destani hikâyelerde ise din ve kahramanlık konuları ağır basar.
4. Sonuç ve dua: Aşk hikâyelerinin büyük bir çoğunluğunda sevgililer kavuşamaz.
Hikâyenin sonunda dua edilerek hikâye bitirilir.
5. Efsane: Bu bölümde ise kavuşamayan sevgililerin öbür dünyada kavuşacakları anlatılır.


Halk Hikâyelerinin Özellikleri:
• Aşk, sevgi ve kahramanlık gibi konular işlenir.
• Âşıklar olayları saz çalarak, taklitler yaparak anlatırlar.
• Hikâyede olağanüstü olay ve kişilere yer verilebilir
• Halk hikâyeleri sözlü gelenek ürünleridir yani anonimdir.
• Halk hikâyeleri 16. yüzyıldan itibaren destanın yerini almıştır.
• Halk hikâyelerinde nazım-nesir (şiir ve düzyazı)karışıktır.
• Anlatmaya bağlı bir türdür.
• Girişlerde, masallardaki kadar olmasa da kalıplaşmış sözler kullanılır.
• Halk hikâyesinin içinde masal, efsane, fıkra, dua, beddua, deyim, atasözü, bilmece
gibi halk kültürü ögelerine rastlanabilir.
• Özel anlatıcıları vardır. Meddahlar veya âşıklar tarafından anlatılır. Anlatıcıları okur
yazar, az çok kültürlü kişilerdir.
• Kahramanların yaptığı dua ve beddualar mutlaka kabul edilir. Kahramanın en büyük
yardımcısı Hz. Hızır, ondan sonra attır.
• Kahramanlar genellikle dört şekilde âşık olur: rüyada görme, aynı ortamda büyüme,-
bade içme, resmine bakarak veya ilk bakışta.




Yorum Gönder


Benzer Yazılar


9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı ders kitabı. İndirmek […]

ciz

Sözlü Edebiyat Dönemi Sözlü ürünler yazıdan önce, insanın duygu […]

ciz

Roman; yaşanmış ya da yaşanması mümkün olay veya durumların […]

ciz