İkinci Yeni Şiir Akımının Genel Özellikleri

Aklın mantıksal işleyişine sırt çevirdiler, gerçeküstücülüğü daha bilinçli benimsediler.
Anlama değil imgeye kapılarını sonuna kadar açtılar.
Konuşma diline uzak kaldılar, edebi sanatlara özgürlük tanıdılar.
I. Yeni’nin tam tersi noktadan yola çıkarak halk kültüründen uzaklaştılar.
Anlamı karartan ve gizleyen bir tavır takındılar. Sözcüklerin çağrışımlarla derinleşen ve çoğalan değerine önem verdiler.
Folklorik malzemenin şairin kişiliğini ezeceğini savunduklarından “Folklor şiire düşman” sloganını geliştirdiler.
Kentli küçük insan tipinin çizilmesine ve bu tipin “Süleyman Efendi” tiplemesinde olduğu gibi idolleştirilmesine son verdiler.
Duyguya ve çağrışıma dayanarak şiirin içsel zenginliğini daima yeni yorumlara açık bıraktılar.
Garip şiiri yoksul çoğunluğun yaşama koşullarını ve zevk anlayışını dikkate alırken, İkinci Yeniciler, daha çok aydın kesimin ve elit tabakanın zevkine hitap ettiler.
Şiiri, diğer sanatlarla yakın ilişkiye soktular.
Şiiri aklın, ahlaki endişelerin, yasaların ve alışılmış her türlü sınırlayıcı, baskıcı düzeneklerin dışına çıkarmak istediler.
Biçimin içerikten önce geldiğini savunan İkinci Yeniciler, siyaset dışı kalmaya özen gösterdiler.


ECE AYHAN

Ece Ayhan’ın şiir dili, okuyucuyu şaşırtma ve sarsma anlayışı üzerine kuruludur.
Özgün imgelerinin ritmi, her türlü deneyimi kucaklayacak kadar çeşitlidir.
Sürrealist teknikleri şiirimize en ciddi biçimde uygulayan şairdir.
Onun şiirinde sözcükle dize arasında korkunç bir inatlaşma vardır. Sözcük, kullanıldığı dize içerisindeki yerinden dolayı okuyucu tarafından yadırganır.
O, yerleşik dil doğasını yıkarak kendine özgü bir dil yaratmak ister.
Eserleri
Şiir: Kınar Hanımın Denizleri, Bakışsız Bir Kedi (Kara, Ortadokslular, Yurt Savrul, Zambaklı Padişah, Kolsuz Bir Hattat…
MOR KÜLHANİ
1.Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2.Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik’te Eski Şair Çıkmazı’nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3.Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga’ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

***

İLHAN BERK

İlhan Berk’in ilk şiirleri, Manisa Halkevi’nin çıkardığı “Uyanış” dergisinde çıktı.
“istanbul Şiiri”nde İstanbul’un küçük insanlarının macerasını anlattı.
Şiirde ses ve müzik yerine daha çok anlamca kapalı şiirler yazmış olmasına rağmen “Günaydın Yeryüzü” kitabıyla 142. maddeden ko-ğuşturmaya uğradı.
Ona göre, erotizm, şiirin atardamarıdır, “Kül” adlı kitabıyla “Türk Dil Kurumu” Şiir Ödülü’nü İstanbul Kitabı’yla da “Behçet Necatigil Şiir Ödülü”nü aldı.
Eserleri
Şiir: Güneşi Yakanların Selamı, İstanbul, Günaydın Yeryüzü, Türkiye Şarkısı, Köroğlu, Çivi Yazısı, Ga-lile Denizi, Otağ, Şenlikname…
NE BÖYLE SEVDALAR GÖRDÜM NE BÖYLE AYRILIKLAR
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları (İlhan BERK)

CEMAL SÜREYA

Cemal Süreya, lise yıllarında aruzla şiirler yazarak edebiyata girdi. İlk şiiri Mülkiye dergisinde yayımlandı.
Şiirlerinin yanında sanat konularındaki deneme ve eleştirileriyle tanındı.
İkinci Yeni’nin öncülerinden olan şairin ilk şiirlerinde biçim kaygısının ağır bastığı, yeni bir imge ve söyleyiş peşinde olduğu görülür.
Eski şiirle bağını sesten çok imge yoluyla kurar, çağrışımlardan yararlanır.
Onun şiiri, ince buluşların, duygulanımların, yaşanan gerçekliğin, toplumsal ve kültürel birikimin kendine özgü bir söyleyişle bütünleşmiş bileşimidir.
Kendi şiirini tanımlarken: “Benim şiirim erotik bir şiirdir.” der.
Eserleri
Şiir: Üvercinka, Göçebe, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Uçurumda Açan, Sevda Sözleri, Sıcak Nal, Güz Bitiği
Beni Öp Sonra Doğur Beni
Şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.

Ovadan
gözü bağlı bir leylâk kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.

Taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.

Sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.

Ve kuşlara doğru
fildişi: rüzgârın tavrı.
Dağ: güneş iskeleti.

Tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.

Kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
-uykusuzluğun sütlü inciri-
kovanlara sızmıyor.

Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni. ( Cemal CEMAL)

TURGUT UYAR

Turgut Uyar’ın ölçülü, uyaklı ilk şiiri “Yol”, Yedigün dergisinde çıktı.
Diğer şiirleri Varlık, Yeditepe, Pazar Postası, Türk Dili dergilerinde yer aldı.
ikinci Yeni şairi olarak tanınması ve değerlendirilmesine karşı çıktı. Şiirinde sürekli bir arayış içinde oldu.
“Divan” adlı eserinde Divan şiirinden yararlanmayı denedi, şiiri hep içerikte arayan bir şair oldu.
“Tütünler Islak” adlı eseriyle Yeditepe Şiir Ödü-lü’nü, “Kayayı Delen İncir” ile Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü, “Büyük Saat” ile Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü’nü aldı.
Eserleri
Şiir: Arz-ı Hal, Türkiyem, Dünyanın En Güzel Arabis-tanı
TUT Kİ BEN
tut ki sen bir şiiri çok iyi yazsan
ya da çok iyi bir şiir yazsan
bir saatin aralıksız işleyişi
bir çocuğun bir sokak kedisini sevişi
bilmem ki sanki güzel bir akşam gibi
onun için her akşamı iyi yaşamalıyım
yani kıskanılan onu
demek istediğim hepsi (Turgut Uyar)

EDİP CANSEVER

Edip Cansever’in edebiyata ilgisi çocukluk yaşlarında başlamıştır.
İlk şiirlerinde güncel yaşam kesitleri içinde bireyin büyük kent karmaşasındaki bunalımlarını, avareliklerini, sevinç ve özleyişlerini yansıttı.
Değişik bir söyleyişin, imge düzeninin egemen olduğu şiirlerinde çağdaş insanın yabancılaşmasını, düşsel yanı ağır basan bir anlayışla işledi.
Çok sesli bir şiirin yaratıcısı oldu. Taklit edilemeyecek bir özgünlüğe sahipti.
Anlaşılması güç kapalı şiirleriyle ikinci Yeni’nin öncüleri arasında yer aldı.
Yeniliksiz edemeyen, sürekli kendini yenileyen bir şairdi.
“Yalnızlık” onun şiirlerinin en önemli izleğidir. Şiirlerinde yaşadığı dünyanın geçiciliğini gören tedirgin bir ruhun ürperişleri vardır.
İkinci Yeni’nin kuyumcu şairidir. Bu kuyumculuğunu şiir sanatındaki dil hassasiyeti bakımından da sürdürür.
Birinci dönem şiirlerinde folklor unsurları ağırlıklı bir yer tutar.
Eserleri
Şiir: ikindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup, Kirli Ağustos
YERÇEKİMLİ KARANFİL
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.

Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce. (Edip CANSEVER)


ÜLKÜ TAMER

Ülkü Tamer, 1950’li yıllarda ortaya çıkan İkinci Yeni şiir akımının önde gelen temsilcilerinden biridir.
ikinci Yeni’ye, bu akımın ana karakteristikleri oluştuktan sonra dahil olduğu halde, kendine özgü imge dünyası ve süssüz, sade söyleyişiyle dikkati çekti.
Çoğunlukla keskin bir ironiyle örülmüş derin acıların ve beşeri trajedilerin dile geldiği şiirlerinde 1970’lerden sonra toplumsal duyarlıklar da öne
çıktı.
Şiirleri 1954’ten itibaren Kaynak, Pazar Postası, Yeditepe, Yeni Dergi, Papirüs, Sanat Olayı gibi dergilerde yayımlandı. 1967’de Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazandı.
Eserleri
Şiir: Soğuk Otların Altında, Gök Onları Yanıltmaz, Ezra ile Gary, Virgülün Başından Geçenler, İçime Çektiğim Hava Değil Gökyüzüdür.
GÜNEŞ TOPLA BENİM İÇİN
Seher Yeli Çık Dağlara
Güneş Topla Benim İçin
Haber İlet Dört Diyara Canım
Güneş Topla Benim İçin
Umutların Arasından
Kirpiklerin Karasından
Döşte Bıçak Yarasından Canım
Güneş Topla Benim İçin
Seher Yeli Yar Gözünden
Havadaki Kuş İzinden
Geceleri Gökyüzünden Canım
Güneş Topla Benim İçin (Ülkü Tamer)

SEZAİ KARAKOÇ

Sezai Karakoç’un ilk şiirleri Hisar, Mülkiye gibi dergilerde yayımlandı. Fransızcadan şiirler çevirdi. Deneme ve eleştiri türlerinde de yazdı.
Şiir Sanatı, Diriliş dergilerini çıkardı.
ikinci Yeni’nin biçim olanaklarından yararlanarak İslami özle, mistisizmle beslenen bir şiir geliştirdi.
Özellikle Şahdamar ve Köpük’ten sonra İkinci Yeni şairleri gibi kapalı bir anlatım biçimine doğru giden şiirlerinin arka planı oldukça zengin imgeler ve serbest çağrışımlarla yüklüdür.
Devlet, millet, medeniyet kavramlarına farklı boyutlarda anlam yükleyen sanatçının 41 yıllık “Diriliş” doktrini etrafında düşünsel alanda bir diriliş nesli oluşmuştur.
Eserleri
Şiir: Körfez, Şahdamar, Hızırla Kırk Saat, Sesler, Ta-ha’nın Kitabı, Kıyamet Aşısı, Gül Muştusu, Monaroza, Zamana Adanmış Sözler…
MONA ROZA

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek…

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar (Sezai Karakoç)

***




Yorum Gönder


Benzer Yazılar


9. sınıf Türk Dili ve Edebiyatı konularından biri olan […]

ciz

Atilla İlhan’ın 1952-1956 yıllarında çıkardığı derginin adı olan “Mavi”nin […]

ciz

Anlatım Biçimleri Öyküleyici metinlerde öyküleme ve betimleme anlatım biçimlerinden […]

ciz