Yazarlar için kütüphanelerinin vazgeçilmezi hâlâ KLASİKLER
Kitap fuarını fırsat bilip, okurlarıyla buluşmak için fuara gelen yazarlarımıza teybimizi uzattık ve en özel, en ayrıcalıklı kitaplarını sorduk. Pek çok yazarımız gençlik yıllarında keyifle okunan klasikleri hâlâ elinin altında bulunduruyor.
En unutulamayan klasik, Tolstoy’un Anna Karenina’sı. Mahir Kaynak gibi artık özel bir kitabı olmayan yazarlar da yok değil. Hatta Kaynak, kütüphanesini çocuklarına devredeceğini söylüyor. Belli bir birikimden sonra kitapların sıradanlaştığını ifade ediyor Kaynak. İlber Ortaylı’ya göreyse “başucu kitabı” gibi söylemler anlamsız; ama onun da vazgeçemediği bir kitabı var elbette: Sözlük. Bir araştırmacı olarak sözlüğü elinin altında olmayınca rahat edemediğini söylüyor Ortaylı. Kitap fuarının onur konuğu Doğan Hızlan’ın, en özel kitaplarını pek merak etmemize rağmen kendisi “ne yazık ki bu konuda bir şey söyleyemeyeceğini” ifade etti. Tuna Kiremitçi’nin edebiyat dünyasının değişmez kitapları arasında Selim İleri’nin ‘Her Gece Bodrum’u var. Hasan Öztoprak’ın, ilk baskı şiir kitapları topladığını bu araştırmada öğrendik. Gazeteci yazar Aydın Boysan’ın çocukluğundan beri uzay kitaplarına olan merakını, Ahmet Ümit’in hangi dini kitapları okuduğunu, Kürşat Başar’ın vazgeçemediği şairleri, Ahmet İnam’ın şu aralar hangi “iç” kitabını okuduğunu, Feridun Andaç’ın kitaplarını hangi yayınevlerine göre düzenlediğini merak ediyorsanız buyurun kütüphane gezintimize…
Rasim Özdenören: Sezai Karakoç’un kitapları her an
masamdadır
Bazı kaynak kitapları özellikle de sözlükleri her an elimin altında
bulunduruyorum. Dostoyevski’nin bütün romanları ve Sezai Karakoç’un, Turgut
Uyar’ın, Edip Cansever’in kitapları her zaman masamın üzerindedir. Yolculuğa
çıkarken Fransız şair Blaise Cendars’ın kitabını yanıma alırım. Masamın üzerinde
50 tane kitap var böyle özel ayırdığım. Shakespeare’in piyesleri, Platon’un
Diyaloglar’ı, Alaattin Özdenören’in kitapları bunlar arasında… Şu anda da
Alaattin Özdenören’in “Bir İnsan” kitabını okuyorum.
Sevinç Çokum: Seyahatname’yi yanımdan ayırmam
Evliya Çelebi’nin ‘Seyahatname’si, ansiklopediler, sözlükler her zaman
yanımdadır. Behçet Necatigil, Yahya Kemal Beyatlı, Cemal Süreya gibi şairlerin
kitapları da bir çeşit kaynağım. Okudukça rahatlıyorum. Romana dönüp bakmıyorum
doğrusu. Tomris Uyar ve Selim İleri’nin birkaç kere okuduğum öyküleri var. Şu
anda Attila İlhan’ın ‘Zenciler Birbirine Benzemez’, Nihat Genç’in ‘Arkası
Karanlık Ağaçlar’ ve ‘İhtiyar Kemancı’ ve Yalçın Küçük’ün ‘Şebeke’ kitaplarını
okuyorum.
İlber Ortaylı: Sözlüksüz yapamam
Öyle özelliği olan kitaplarım yok; ama lügatsiz yapamam. Bana göre başucu
kitapları yalandır. Dindar bir insansan başucu kitabı Kur’an-ı Kerim ya da
İncil’dir. Dinsiz bir adamsan hiçbir kitabın yoktur. Cahil bir adamsan da bir
beğendiğini koyarsın başucuna…
Hasan Ali Toptaş: ‘Konuşan Katır’ kitabını hiçbir zaman
unutamadım
Edip Cansever’in toplu şiirleri, Adorno’nun, Cioro’nun, Kundera’nın kuramsal ve
düşünsel yazılarını içeren kitapları benim için özeldir. Roman olarak dünya
klasiklerini her zaman elimin altında bulundururum. İlk okuduğum ve asla
unutamadığım kitap; Şehrazat’ın Binbir Gece Masalları’ndan “Konuşan Katır” diye
bir kitaptır. Kemalettin Tuğcu, Muazzez Tahsin gençliğimizin ilk yazarları
arasında. Şu anda Kundera’nın, Türkçeye yeni çevrilen roman sanatı üzerine
yazdığı denemelerinden oluşan ‘Perde’ kitabını okuyorum.
Aydın Boysan: Çocukluğumdan bu yana uzay kitabı okuyorum
Çocukluğumdan bu yana uzaya merakım olduğu için çoğunlukla uzay kitapları
okudum. Yüze yakın kitap okudum neredeyse ve sonra bir uzay kitabı ben yazdım.
Başucumda her zaman 30 tane kitap vardır, gece gözümü açtıkça okurum. Bir kısmı
da arabamdadır. Yollarda da okurum hep. İsim hatırlamam biraz zor; ama hâlâ daha
uzay kitapları var elimin altında.
Mahir Kaynak: Artık özel bir kitabım yok
Artık özel bir kitabım yok. Kitaplığım da yok. Çünkü birçok şey birikim haline
gelince kitaplar da sıradanlaşıyor. Gençliğimde, beni etkileyen kitaplar,
kendimi benzettiğim roman kahramanları yok değildi. İspanyol yazar Unomuno’nun
adını hatırlayamadığım bir kahramanını kendime çok benzetirim. Madam Cury’nin
hayatını anlatan kitap beni çok etkilemiştir. Şimdi kitaplarımı çocuklarıma
devrediyorum. Hayatımda kitap okumanın yeri azaldı. Şu anda ‘Türkler ve Kürtler’
kitabını okuyorum.
Hıfzı Topuz: İletişim kitaplarım çok önemli
Bizim mesleğimiz iletişimcilik. Dolayısıyla kitaplarımın ağırlığı iletişim
konularında. Yüzlerce, belki daha da fazla iletişimle ilgili kitabım var. Ayrıca
Atatürk’le ilgili çok araştırma yaptığım ve kitap yazdığım için Atatürk
kitaplarım epeyce. Osmanlı tarihiyle ilgili kitaplarım da küçümsenecek sayıda
değil. Bunlardan sonra Türkçe romanlar geliyor. En geniş yer ayırdığım yazar
Nazım Hikmet. Ondan sonra genel kültür kitaplarım var tabii. Sonra
ansiklopedilerim… Hangi konunun üzerinde çalışıyorsam o alanın kitapları masamın
üzerinde durur her zaman.
Ahmet İnam: Kitaplarla yaşamak doğru bir şey değil
Bütün klasik felsefe eserleri, eski Yunan’dan başlayıp ortaçağa ve yeniçağa
Hegel’e kadar olan filozofların kendi metinleri benim başucu kitabım
sayılabilir. Bir fikir üzerine yazılmış, ikinci el kaynakları artık okumuyorum.
Beni etkileyen pek çok kitap olmuştur; ama ben bir biçimde kitaplardan
kurtulmayı öğrendim. O kitaplarla yaşamak çok doğru bir şey değil. Kitapları siz
izlemeyeceksiniz, onlar sizi izleyecek. Şu anda “içimin, iç dünyamın” kitabını
okuyorum.
Ahmet Ümit: Kur’an, Tevrat ve İncil’i her zaman okurum
Sait Faik’in kitapları, özellikle ‘Semaver’, Yaşar Kemal’in ‘İnce Memed’i,
Homerus’un ‘İlyada’sı, Nazım Hikmet’in ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’, Saint
Expery’nin ‘Küçük Prens’i, Marks’ın ‘Toplu Eserler’i, Tevrat, İncil ve Kur’an,
Mevlana’nın ‘Mesnevi’si vazgeçemediğim kitaplar arasındadır. Polisiye tarzında
ise sadece ‘Karamazof Kardeşler’ ile ‘Şuç ve Ceza’yı söyleyebilirim. Öteki
polisiyeler beni çok fazla etkilemiyor. Şu anda bir roman üzerinde çalıştığım
için Mesnevi’yi ve Şems-i Tebrizi’nin ‘Makalat’ adlı kitabını tekrar okuyorum.
Feridun Andaç: Rus romancıları beni çok etkiledi
Montaigne’den tutun da Faulkner’a, Steinbeck’e kadar pek çok yazarın kitapları
benim için özeldir. Steinbeck, benim çocukluk yazarımdır. Bütün kitapları
kitaplığımda bulunur. Orada olmaları sanki bana bir güven verir. Bende daha çok
iz bırakan, Rus romancılar ve öykücüdürler. Gogol’ün ‘Ölü Canlar’ı, Tolstoy’un
‘Diriliş’i özeldir. Kütüphanemi kategorilere göre ayırırım. Mesela felsefe
kitapları ayrıdır, sözlükler ayrı bir yerdedir. Resim, fotoğraf, müzik
kitaplarım ayrı bir yerdedir. Ülke edebiyatlarını; Rus, İtalyan, İspanyol…
ayırmışımdır. Bir de farklı alanlarda yazdığımız için bazı yayınevlerinin
kitaplarını bir arada tutarım. Varlık, Yankı, Dost, Metis, İletişim gibi. Bu
titizlik kitaba olan tutkumdan kaynaklanıyor. Şu anda Henry James üzerine yazı
yazacağım için onun kitaplarını okuyorum.
Hasan Öztoprak: Rilke’yi çok severim
Bataille’nin kitapları özeldir benim için. Rilke’yi aşırı severim. Hem
şiirlerini hem düz yazılarını, elimi attığımda bulabileceğim bir yere koyarım.
Türk yazarlarıyla ilgili özel bir seçimim yok. Ama işim gereği onları zaten
takip ediyorum. Çoğunlukla son çıkan romanları okumaya çalışıyorum. Şiir her
zaman benim için özeldir. Bu nedenle Türk şairlerini de hep bulabileceğim bir
yerde tutmak isterim. Yaklaşık bin 500-2 bin adet şiir kitabım var. Birinci
baskılarını topluyorum. Önemli şairlerin 200’ün üzerinde birinci baskı kitabı
vardır. Felsefe, mitoloji, antropoloji ve tarih, özellikle de İstanbul tarihi
üzerine kitaplar alıyorum. Şu anda Ulysses’i okuyorum.
Kürşat Başar: Türk şiirinin ustalarından vazgeçemem
Zamanla kitapların sayısı o kadar artıyor ki, artık kitaplıkta bir şey bulmak
imkansız hale geliyor. Bu nedenle özellikle çalışma masamın yanındaki rafları
tümüyle kendi özel kitaplarıma, yani sürekli dönüp okunmak istenen kitaplara ve
tabii başvuru kitaplarına ayırdım. Benim için unutulmazlar arasında tabii birçok
klasik geliyor. Bunlar arasında, Anna Karenina da var, Hüseyin Rahmi ve Halit
Ziya da var, Charles Dickens ve Yahya Kemal de var. Faulkner, Woolf, Nabokov,
Flaubert, Borges gibi birçok yazarın kitabı ve özellikle Türk şiirinin birçok
ustası, her zaman yanıbaşımda duran kitaplar arasında ilk sayacaklarım olur. Şu
anda Louis de Bernier’nin “Kanatsız Kuşlar” kitabını ve Joyce Carol Oates’in
“Şelale” adlı romanını okuyorum.
Tuna Kiremitçi: ‘Her Gece Bodrum’dan, Anna Karenina’ya…
Nazım Hikmet’in “Memleketimden İnsan Manzaraları”, Tolstoy’un “Anna Karenina”sı,
Flaubert’in “Madame Bovary”si, İtalo Calvino’nun “Görünmez Kentleri” ve Selim
İleri’nin “Her Gece Bodrum”u edebiyat dünyamın değişmez yapı taşlarıdır. Bir de
“döne döne okunan kitaplar” kontenjanından Milan Kundera’nın “Varolmanın
Dayanılmaz Hafifliği”ni, Nabokov’un “Lolita”sını ve Orhan Pamuk’un “Cevdet Bey
ve Oğulları”nı ekleyebilirim. Son zamanlarda daha çok şiir kitapları okuyorum.
Özellikle çok sevdiğim Pessoa’nın “Denize Övgü”sü ile haşır neşirim. Zen ve
tasavvufla ilgili kitapları da ilgiyle izliyorum.
Sadık Yalsızuçanlar:
Heidegger’in ikinci dönem eserleri, İbn Arabi, Risale-i Nur, Derrida, Rilke,
Holdelin ve Oğuz Atay bulunuyor. Bunlar daima okuduğum, vazgeçilmez gördüğüm
kitaplar. Beni en çok etkileyen üç kitap; Yedinci Sua, Fütuhat ve Oğuz Atay’ın
Tehlikeli Oyunlar. Şimdilerde, Cogito’nun Derrida özel sayısı ile Bursevi’nin
Mesnevi şerhini okuyorum.