SIK SIK BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER
Aşağıdaki liste Dr. Süer EKER'den alınmıştır.
Dr.Öğ.Bnb. Süer EKER, Türk Dili, Harp Okulu Basım Evi, Ankara 1999âdem
İnsan
adem
Yokluk
adet
Sayı
âdet
Gelenek
adil
Adalet
âdil
Adaletli
Ali
Özel ad
âli
Yüce, yüksek
araba
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı
otomobil
(Fr.)Motorlu taşıt
atak
Düşüncesizce her işe atılan
atak
(Fr. attaque) Atılım, akın
ayırt (et-)
Birkaç şeyi birbirinden ayıran niteliği anlama(k)
ayırtı
Aynı cinsten olan şeyler arası ince fark, nüans
ayrıcalık
İmtiyaz
ayrılık
Ayrı olma durumu
ayrım
Benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, fark
ayırım
Eşit davranışta bulunmama
azımsamak
Daha fazlasını istemek, az görmek
küçümsemek
Değer vermemek, küçük görmek
balet
Bale yapan erkek sanatçı
balerin
Bale yapan kadın sanatçı
biçim
Dış görünüş, şekil
biçem
Üslûp
bilâkis
Aksine
bilhassa
Özellikle
bileşik
Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep
birleşik
Bir araya gelmiş, birleşmiş olan
bir takım
Birbirini tamamlayan şeylerin tümü
birtakım
Belirsiz çokluk, kimi, bazı
birbuçuk
1.5
bir buçuk
1/2, 0.5
büküm
Bir şeyin bükülmüş yeri, kat, kıvrım
bükün
Gramer görevleri ve yapısı bakımından, kelime köklerinin başında, içinde veya sonunda türlü değişikliklerin olması
çağdaş
Aynı çağda yaşayan, muasır
modern (Fr.)
Çağa uygun, çağcıl, asrî
çekimser
Bir şey yapmaktan kaçınan
çekingen
Ürkek, sıkılgan
çelişki
Çelişme, tenakuz
ikilem
İnsanı istenmeyen durumlardan birini, çoğunlukla iki seçenekten birini izlemeye zorlayan tartışma, sorun veya usa vurma durumu
çözülmek
Gevşeyip yumuşamak, erimek
çözünmek
Maddenin sıvı içine karışması
dalâlet
Sapkınlık
delâlet
Kılavuzluk; belirti
direk
Ağaçtan veya demirden uzun ve kalın destek
direkt (İng.)
Doğrudan
dogma (Fr.)
Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav
doğma
Doğma, dünyaya gelme durumu
duygu
Duyularla algılama, his
duyu
Görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, hassa
düş
Gerçekte olmayan şey, imge, hayal
rüya (Ar.)
Uyurken zihinde beliren olayların, düşüncelerin tümü
ehil
Bir işte yetkili olan, yeterli, erbap
ehlî
Evcil
etken
Faktör, amil
etkin
İşleyen, aktif, müessir
fiyat
Bir alım ve satımda bir şeyin para karşılığındaki ederi, pahası
ücret
İş gücünün karşılığı olan para ve mal
gibi
...-e benzer
denli
'kadar' anlamında edat
görelik
Bağıntı, izafet
göreli
Bağıntılı, izafî, nispî, rölatif
görece
Bağıl, izafî
görev
İş görme yetisi, vazife, bir nesne veya kimsenin yaptığı iş
ödev
Yapılması, yerine getirilmesi gerekli olan iş
görünmek
Görülür duruma gelmek; benzemek
görülmek
Gö yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek
hafriyat
Kazı, kazma işleri
*harfiyat
Türkçede böyle bir sözcük yoktur.
hak etmek
Hak kazanmak
hakketmek
Ağaç, taş vb. üstüne yazı veya şekil oymak
hal'etmek
Tahttan indirmek
halletmek
Çözüm yolu bulmak
halk
İnsan topluluğu
halk
Yaratma
hazine
Değerli eşya yığını; değerli eşyaların saklandığı yer
hazne
Depo
helâl
Dinin kurallarına aykırı olmayan
halel
Bozma, bozukluk
ılgım
Yalgın, pusarık, serap
ılgın
Bir ağaç cinsi
ile
Bağlaç
ilâ (Ar.)
..dan.....e kadar
kampanya
Belirli bir süredeki etkinlik dönemi
kumpanya
Daha çok, yabancı sınaî, ticarî ortaklık, tiyatro topluluğu
kara (< Ar.)
Toprak
kara
Siyah
karşı
Karşılık olarak, mukabil
karşın
Gerekenin veya mantığın tersine olarak, rağmen
karşı
Karşılık olarak, mukabil
karşıt
Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt
karşılık
Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele
karşın
Gerekenin veya mantığın tersine olarak, rağmen
karşılık
Mukabele, cevap, bedel
karşıtlık
Zıtlık
katil (Ar.)
Öldürme
linç (İng.)
Çoğunluğun, birini döverek öldürmesi
kâtil
İnsanları öldüren kimse
katil
Öldürme
klinik
Hasta bakılan yer
poliklinik
Çeşitli hastalıkların bakıldığı klinik
kerli ferli
kelli felli
Her ikiside kullanılır.
1.Kılığı kıyafeti düzgün, olgun ve gösterişli kimse.
2.Güngörmüşkomite
Alt kurul, encümen, komisyon
komita
Siyasî bir amaç için silâh kullanan gizli topluluk
kupa (< İt. cuppa)
Bronz veya kristal kap
kupa (< Fr. coupé)
Bir tür dört tekerlekli araba
kurum
Müessese, tesis
kuruluş
Topluma hizmet amacı ve göreviyle kurulan her şey
küp (< Ar. ku:b)
Toprak kap
küp (< Fr. cube)
Altı yüzlü dikdörtgen
lâf
Lâkırdı; sonuçsuz, yararı olmayan konuşma; konu
söz
Sözcük, sözcük dizisi
lâik (Fr.)
Devlet ve din işlerini ayrı tutan
lâyık (Ar.)
Bir şeyi elde etmeye hak kazanmış olan
mahkeme
Yargılama yapılan yer
muhakeme
Yargılama
mahzur
Sakınca
mahsur
Sarılmış, kuşatılmış
maiyet
Üst görevlinin yanında bulunan kimseler
mahiyet
Nitelik, vasıf, öz, asıl, iç yüz
merhum
Müslümanlık dinine mensup ölmüş erkek
müteveffa
Hristiyanlık dinine mensup ölmüş kimse
mevhum
Gerçekte var olmayan, var sayılan
mefhum
Kavram
meteor
Akanyıldız
meteorit
Gök taşı
müsaade
1.İzin, icazet, ruhsat 2. Elverişli, uygun olma durumu
izin
1. Müsaade, ruhsat 2. İş yerince verilen tatil
mütahassıs
Uzman
mütehassis
Duygulanmış
mütevazı
Alçakgönüllü
mütevazi
Paralel
nicelik
Bir şeyin azalıp çoğalabilen durumu, miktar
nitelik
Bir şeyi diğerinden ayıran özellik, vasıf
nüfuz
Söz geçirme, erk
nüfus
Toplam insan sayısı
olanaklı
Olma ihtimali bulunan, mümkün, kâbil
olası
Görünüşe göre olacağı sanılan, muhtemel
otel
Geceleme imkânı yanında, yemek ve eğlence imkânı sunan işletme
motel
Motorlu taşıtlarla seyahat edenlerin barınmaları için yapılmış otel
otomobil
Motorlu taşıt
taksi
Ücret karşılığı yolcu taşınan otomobil
öğrenim
Gerekli bilgi, beceri ve alışkanlıkların elde edilmesi amacıyla yapılan çalışma, tahsil
öğretim
Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, talim
ölçü
Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine oranlayarak değerlendirme
ölçüt
Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke, kıstas, kriter
öncel
Sonucun çıkarıldığı önerme ve önermeler
öncül
Bir tasımda, sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri
öneri
Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce, teklif
önerme
Kabul edilmesi için öne sürülen düşünce, teklif
önerti (mantık)
Şartlı bir önermenin şartı anlatan ön bölümü
özel
Hususî, zatî, devlete değil, kişiye ait olan
özgü
Özellikleri birine veya bir şeye ait olan
özgür
Kendi kendine hareket etme, davranma, karar verme gücü olan
bağımsız
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, hür
öznel
Bireyin duygu ve düşüncelerine dayanan, enfüsî; subjektif
nesnel
Taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, afakî; objektif
porte
Para tutarı; notaların yazıldığı beş paralel çizgi
portre
Bir kimsenin yağlı boya yapılmış resmi
süre
Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası
süreç
Olay veya hareketler dizisi
problem
Sorun
problematik
Sorunlu
rakip
Aynı şeyi elde etmeye çalışan
râkip
Eski dilde 'binen, binici'
sanal
Gerçekte olmayan, farazî
edimsel
Fiilî, aktüel
sanat
Üstün yaratıcılık
zanaat
Tecrübe ve ustalık gerektiren iş
sanayi
Endüstri
sınaî
Sanayi ile ilgili
sanık
Suçlu olduğu sanılan kimse, maznun
suçlu
Suç işlemiş kimse
sanı
Sanmak durumu ve sonucu, zan
sanrı
Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı, ama gerçekte yok olan olguları algılaması, birsam
savunmak
Bir kimseye, hareket veya düşünceyi doğru, haklı göstermeye çalışmak, onun yanında olmak
iddia etmek
Sözünde direnmek, bir iddia ileri sürmek
savap
Doğruluk
sevap
Tanrı ödülü
sonuç
Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice
son
Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamandan yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı
sorgu
Sorma işi, sanığın araştırma konusu olan olaylarla ilgili olarak yargıç karşısındaki beyanı
soru
Bir şey öğrenmek için birine yöneltilen ve karşılık gerektiren söz veya yazı, sual
söylence
Efsane, meşguliyet
söylem
Söyleyiş, söyleniş
suç
Yasalara, törelere, ahlâk kurallarına aykırı davranış
kabahat
Uygunsuz hareket, çirkin yakışıksız davranış
sükût
Sessizlik, susma
sukut
Aşağı inme, düşme
şan (Fr.)
Ses dizisi
şan (Ar.)
Ün, şöhret
şantöz
Kadın şarkıcı
şantör
Erkek şarkıcı
şok
Şok
şoke
'Şoke etmek' veya 'şoke olmak' anlamında kullanılır.
tahayyül
Hayalde canlandırma, sembolleştirme
hayal
Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey; imge, hulya
tasarı
Bir kimsenin yapmayı düşündüğü şey
tasarım
Tasarımlamak işi veya tasarımlanan biçim, tasavvur
teamül
İş, davranış, alışı
temayül
Meyletme, eğilim
teori
Kuram, nazariye
hipotez
Varsayım, faraziye
tevsi
Genişletme
tevzi
Dağıtma
tez (Fr.)
Sav
tez (Far.)
Süratli
tüm
Bir şeyin olancası, topu, tamamı
bütün
Eksiksiz, tam, parçalanmamış
türbin
Herhangi bir akışkan yardımıyla dönme hareketine giren araç
tribün
Seyircilerin maç seyretmek için bulundukları yer
uğraş
İş, meslek, meşguliyet
uğraşı
Uğraşılan şey, meşgale
vamp
Erkek peşinde koşan kadın
vampir
İnsanların kanını emdiğine inanılan hortlak
veya
Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olursa kullanılır.
ya da
Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan sözlerden ikincisinin önüne getirilir.
yad
Gurbet, yabancı eller
yâd (Far.)
Hatırlama
yakından
Yakın olarak
yakinen (Ar.)
Sağlam olarak, iyice
yaklaşık
Gerçek değer ya da miktarına yakın, takribî
yakın
Uzak olmayan
yaşam
Hayat
yaşantı
Hayat tecrübesi
yayın
Yayımlanan kitap, dergi, gazete vb.
yayım
Kitap, dergi, gazete vb.nı basıp dağıtma
yetke
Yaptırma veya yasak etme hakkı veya gücü
yetki
Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarda yürütmeyi sağlayan hak, salâhiyet
yönetmelik
Bir kuruluşun çalışma kurallarını belirleyen kuralların tümü
yönetmenlik
Yönetmen olma durumu
-zade (Far.)
Oğul, evlât: Asilzade
-zede (Far.)
Vurmuş, vurulmuş¨Felâketzede